Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en önemli projelerden birisine soyunmuş görünüyor ama artık ayan beyan belli ki elinde ne bir süreç, ne bir plan, ne bir strateji, ne bir taktik var!

Barış Süreci, bazı akillilerin nihayet akıl edip açıkça beyan ettikleri gibi, kimsenin içinde ne olduğunu bilmediği (sözüm ona) bir süreç!

Bazı akilliler Başbakan tarafından nasıl “Cambaza bak!” oyununa alet olduklarını yavaş yavaş çözüyorlar.

 “Orada bir süreç var, gitmesek de görmesek de o süreç bizim sürecimizdir!”

                                                                     ***

Başbakan “başkan olma yolunda” en büyük desteğin de en büyük kösteğin de ABD olduğunu çözdükten sonra Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme oyununda PKK’yı Çin-Rusya-İran-Suriye ekseninden koparıp ABD-İsrail-Türkiye-Suudi Arabistan-Katar eksenine katmak için uğraş verirmiş gibi gözükmeyi kendisi için iyi bir yöntem addetmeye başladı.

Irak’ta ABD sultasını kabul eden Kürtler, Türkiye’de de ABD oyununa katılmak için önlerine konan “federasyon havucu”na anında sarıldılar! (Dikkat edin Apo, Karayılan ve BDP’li milletvekilleri Kürt meselesi ile Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesini iç içe gösteren sözler sarf etmeden kelam etmiyorlar.)

                                                                     ***

Başbakan’ın “başkanlık yolunu” kendisine açmak amacı ile:

1) TBMM’de gerekli Anayasa değişikliğini referanduma götürmek için PKK’nın Meclis’te iz düşümü olan BDP’nin oylarına,

2) Seçim sırasında da (2014) milliyetçi oylara ihtiyacı var!

PKK/BDP’nin ise iki şeye ihtiyacı var:

1) Özerk yönetimin kapsadığı her şeyi barındıran federatif bir yapı,

2) Başta Apo’yı kapsamak üzere “genel af”!

Barış pazarlığı “karşılıklı ihtiyaçları karşılamak” üzere başladı!

(Not: PKK’nın ABD-Türkiye eksenine kayması herkesin susadığı barışa da kapı aralayacağından bu sürecin adını “barış süreci” koymak herkese mavi boncuk dağıtmak için seçilmiş en iyi isim oldu!)

Eğer, proje yürürse PKK bu kez de Suriye’de Esad’ın peşine düşecek!

                                                                     ***

Ancak, “akil adamlar”ın seyr-ü seferleri giderek Anadolu’da negatif bir resmi tetiklemeye başladı. “Barış”ın ardında başka “şeylerin” yattığını görmeye başlayan insanlar artık Kanal-D gibi Erdoğan’ın hizmetine sunulmuş kanalların bile gizleyemediği haberlerinde akil insanlara tepki vermeye başladılar.

Tepki giderek büyüyor! Tepkiler Erdoğan’ın başkanlık hayallerini gömebilir!

                                                                     ***

Öte yanda Karayılan 8 Mayıs’ta PKK’nın çekilmeye başlayacağını ilan ederek topu Erdoğan’ın kucağına attı. Şimdi ateşten top Erdoğan’da. TBMM’de PKK’nın “demokratikleşme taleplerini” karşılaması gerekiyor!

Karayılan ne dedi? Mealen: “PKK bu taleplerin karşılanıp karşılanmayacağını elinde silahlarla sınır ötesinde bekleyecek.Duruma göre ya yeniden saldıracak, ya da silahları teslim edecek!”

Karayılan 25 Nisan günü yedi düvelin önünde Türkiye Cumhuriyeti’nden silahların gölgesinde hazırlanacak bir “demokratik Anayasa” beklediklerini ilan etti!

Karayılan Başbakan’ın “sınır dışına çıkmadan önce silahlarını gömecekler” talimatını da iplemedi.

Ne hazin! PKK’nın silah tehditi altında Türkiye demokratikleşecek!

                                                                     ***

Erdoğan’ın bazı PKK taleplerini TBMM’ye götürmesi imkansız! Örneğin, PKK’nın sınır dışına çıkarken Meclis teminatı istemini yerine getiremedi!

Başbakan ne yapacak?

Kürtleri bir kez daha oyalayacak!

1) Anayasa’yı başkanlık sistemine açmak üzere son ana dek BDP ile sürekli pazarlık yapacak.

2) Baktı BDP’nin “Talepleri fazla geldi”, Başkanlık sisteminden vazgeçmiş gözüküp 2014 Cumhurbaşkanı seçimi”ne bu Anayasa ile gidecek! Gerekli gördüğü düzenlemeleri Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yapacak!

                                                                     ***

Bu köşeden AKP ile pazarlık masasına oturan PKK/BDP’ye bel bağlayan Kürtlere sesleniyorum.

Erdoğan sizi bir kez daha er veya geç yarı yolda bırakacak!

Beraber çıktığınız “barış süreci”nde bir noktada “oyunbozanlık yapacak”!

Örneğin, hemen şimdi değil ama ileride “PKK silah bırakmıyor, o halde ben yokum” diyecek!

Zira Cumhurbaşkanı seçimi sandıkları kurulduğu gün PKK’nın istediği tüm tavizler karşılandığı için sevinip kendisine oy vereceklerin sayısının tavizlere kızıp oylarını esirgeyeceklerden çok daha az olduğunu hepimizden çok o biliyor!

PKK’nın 25 Nisan günü talep ettiği “demokratikleşme” adı altındaki tavizleri bir kez daha gözden geçirmesinden sayısız fayda var!

PKK’nın elindeki silahlar Türkiye’yi dışarıdan da olsa tehdit ederken Başbakan o talepleri TBMM’den geçiremez!

Sadece sizi oyalar!