Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “Benim hedefim Annan planını reddeden yüzde 76’nın kabul edeceği çözüm, yani Kıbrıslı Rumların, itiraz etsem bile her zaman haklı bulduğum endişelerine cevap vermek peşindeyim” sözleri hayli ilginç.

Uzun vadede Kıbrıslı Türklerin felaketine yol açacak Annan Planı’na “evet” demeyenleri memnun edecek bir anlaşmanın nasıl olabileceğini düşünmek bile insanın canını sıkıyor.

 

İki toplum anlaşmak için masaya oturuyor, ortaya bir plan çıkıyor, bu planı bir taraf beğenmiyor ve beğenmeyen milletin başı diyor ki, “siz merak etmeyin, sizin istediğiniz gibi bir anlaşma olacak!”

 

Rumların “Hayır” dediği Annan Planı neydi peki; 

 

Referandumdan sonraki 10 yıl içinde, 1974 sonrasında adada konuşlanmış Türk askerinin tamamı Türkiye’ye geri dönecekti. 

Tarım alanları ile birlikte 25 köy, kapalı Maraş’ın ve etrafındaki iskana açılmış bölge, Güzelyurt kenti ile tarımsal arazileri ve Karpaz’daki 4 köy Rumlara geri verilecekti. 

KKTC’nin kapladığı alanın yaklaşık beşte biri yani Kıbrıs adasının yüzde 6.5′ine yakın bir alan, (rakamsal olarak 601 km veya 450 bin dönüm toprak) Rumlara iade edilecekti. 

İlave harita uyarınca, daha ilk sene içinde iade edilmiş olan 450 bin dönüm toprağa ilaveten Kıbrıs Türk Devleti sınırları içinde kalan Rum mallarının da üçte biri, yani 468 km/ 350 bin dönüm toprak geri verilecekti. 

Kıbrıs adasının yüz ölçümünün yaklaşık yüzde 11.5′na yakın bir toprağı veya diğer bir tanımla mevcut KKTC sınırları içinde kalan toprakların üçte biri, rakamsal olarak da 800 bin dönüm toprak/1067 km’lik bir alan iade edilecekti. 

Tüm bu toprak iadelerden sonra gayrimenkul sahibi Kıbrıslı Rumlar evlerini veya KKTC toprakları üzerinde yerleştikleri köy veya kasabalarındaki başka bir evi tazminat olarak geriye alabileceklerdi. 

Her mal sahibi Rum, Türk kesiminde kalan 600 bin dönüm Rum toprağı için, tazminata hak kazanacak ve bunu kişisel olarak paşa paşa ödeyecektik. 

Bu toprakların iadesinden sonra elimizde sadece yaklaşık 2 bin kmtoprak veya 1milyon 500 bin dönüm toprak kalacak, gerisi elimizden alınmış olacaktı.

 Tüm stratejik birimler Rumların elinde olacaktı.

Rumlara iade edilen ve Rumların yerleştiği topraklardan sökülüp atılan Kıbrıslı Türklere yeni bir göç yolu görünmüş olacaktı.

Bunları beğenmediler ve şimdi müzakerecileri “siz merak etmeyin, sizin istediğiniz gibi olacak” diyor da, -Yüzde 76’yı nasıl ikna edeceği gayet açıkken- bizim liderlik çıkıp “Annan Planı’nın daha gerisinde bir anlaşmaya ‘Evet’ demeyiz” diyemiyor.

Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak gören ve klasik Helen megolamanisini klinik boyutta yaşayan bu kişilerin anlaşma anlayışı, Kıbrıslı Türklere Annan Planından çok daha az haklar vererek bu işi kotarmak. Yani öyle al-ver filan istemiyor Rumlar. İşin sadece “ver” kısmından müzakere sürdürüyorlar. Zaten Türkleri eşit kabul eden bir anlaşmaya hiçbir Rumun “Evet” demesi mümkün değil.

Rum lider, Akıncı ile sergiledikleri “uyumlu imaja” halel gelmesinden çekinmeden, “ben halkıma ‘evet’ dedirtecek bir anlaşma peşindeyim” diyebilirken, bizim Cumhurbaşkanımız da –en azından- kimi temsilen, kimin haklarını korumak için orada olduğunu unutmamalı.

**** 

Kanton mu oluşuyor?

 

Rum lider Nikos Anastasiadis Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son durumu parti liderlerine aktardı geçenlerde. İçinden birçok maddeyi alarak haberleştirdik ama birini atlamışız. Onu da Yunanistan’da yayın yapan Trakya’nın Sesi’nde okudum. (Rum basınından almış Trakya’nın Sesi) Anastasiadis, çözüm çerçevesinde Karpaz'da Türk ve Rum kantonlarının oluşturulacağını, Maraş bölgesininse Rumlara verileceğini söylemiş. Söyleyebilir, söylesin de, niye biz bunları hep Rum basınından öğreniyoruz ki…