FETÖ operasyonlarında tartışılan en önemli konu başlıklarından birisi şu; "Siyasetteki FETÖ'cüler ne zaman temizlenecek?"

Millet bu konuda o kadar hassas ki kimsenin gözünün yaşına bakılsın istemiyor. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım da kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağı konusunda millete garanti verdi.

FETÖ öyle bir örgüt ki hiçbir kutsalı hiçbir ahlaki değeri yok. Dindar kimliğine bürünmelerinin tek nedeni ise dini kavramları kullanmadan, kutsiyet atfetmeden böylesine "kült" bir örgütü geliştiremeyeceklerini biliyor olmaları.

***

Devletin kılcal damarlarına kadar sızan bu örgütün üst düzey bürokratik kadrolara nasıl sızdığı hep sorulan sorular arasındaydı. Bir siyasetçinin eli olmadan bu üst düzey kadrolaşmaların yapılması da mümkün görünmüyor açıkçası. Yani bu örgüt her kuruma sızdığı gibi Türkiye'nin en büyük partisi AK Parti içine de sızmıştı.

17/25 Aralık 'emniyet' ve 'yargı' kılıflı darbe girişimi öncesinde örgütün AK Parti'ye de kanca attığı bir gerçek. Ve zaten bu konuda özeleştiriler yapıldı. Ve 17/25 Aralık sürecinden sonra AK Parti'de örgüte karşı hassasiyet daha da yükseldi.

***

Bu süreçten sonra yapılan genel ve yerel seçimlerde o dönemdeki adıyla 'Paralel' olduğu bilinenlerin seçimlere sızmasının önü alındı. 17/25'ten önceki ve sonraki kadrolara bakıldığında da AK Parti'deki hassasiyetin sonuç verdiği görüldü.

17/25 Aralık'taki girişimlerinin ardından örgüt, öyle bir özgüvene bürünmüştü ki özellikle AK Parti'ye sızanlar da kendilerini deşifre etti. Hakan Şükür'ün tam da 17 Aralık'tan bir gün önce 16 Aralık'ta AK Parti'den istifa etmesi bile darbe girişiminden önceden haberdar olduklarını ve kendilerini deşifre etmekte sıkıntı görmediklerini göstermeye yeter.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Paralel'le mücadelesine millet olarak hepimiz şahidiz. Ama o dönemlerde bu mücadeleye destek vermeyen 'bazıları'na da şahidiz. İşte mesele gelip bu 'bazıları'na dayanıyor.

İşte bu 'bazıları'na şimdi, "Erdoğan, Paralelle mücadele ederken neden Erdoğan'a destek vermediniz?" sorusu daha net soruluyor? Bunların ne cevap vereceğini bilemiyorum. Ama şundan eminim ki yeni bir seçimde bu isimlerin ne vekillik ne belediye başkanlığı hiçbirinin listelerde olmayacağıdır.

***

15 Temmuz'dan sonra sorulan "Siyasetteki FETÖ'cüler ne zaman temizlenecek?" sorusu haksız bir soru değil. Lakin AK Parti içerisinde 17/25 Aralık sürecinden bu yana bu temizlik yapılıyor zaten. Kriptolar ve arada kaynayanlar da eminim temizlenecektir.

Diğer partiler ise maalesef 15 Temmuz sonrasında gördü bu örgütün gerçek yüzünü. Hatta fabrika ayarlarına dönmekte acele eden CHP'de Paralelci olduğu bilinen hiç kimsenin tasfiye edilmemiş olması 'siyasetteki FETÖ'cüler' probleminin bitmediğini gösteriyor.

Şu aşamada bürokraside, Emniyet'te, TSK'da ve Yargı'daki temizlik her şeyden daha önemli. Siyasetteki FETÖ'cüler gıkını dahi çıkartamayacak durumda. Çünkü siyaseti millet belirliyor ve millet de 15 Temmuz'da söyleyeceğini söyledi.

AK Partili olup da hakkında 'FETÖ'cü' olduğu söylenen bazı isimler var. Bu isimler hakkında Başbakan Yıldırım, "FETÖ'cü değiller" diyene kadar bu isimler üzerinde şaibe hiç kalkmayacak. Bu şaibenin daha fazla şaibe olarak kalmaması için de AK Parti'ye bu konuda büyük görev düşüyor. Bu isimler FETÖ'cü ise neden hala görevde, değilse neden bir açıklama yapılmıyor?

***

FETÖ sızma konusunda öyle bir taktik geliştirmiş ki sızdırılan kişinin üst düzey olmasına gerek yok. Mesele bir kuruma özel kalem veya sekreter sızdırıldığı takdirde o kurumdaki her ilişkiye ve atılan her adıma hakim olunuyor.

Dolayısıyla liderin ve milletin kararlılığına denk bir şekilde jiletle kazır gibi FETÖ'cülerin her yerden kazınması için siyasete büyük iş düşüyor…

(Aktüel'den)