"Yayıncıların Korktuğu Roman ‘’ isimli bir roman yayınına iki saygın ve seviyeli İnternet haber sitesinde başladım ve 10 bölümünü yayınladım. Romanın tamamını bu şekilde yayınlamaya devam edersem eğer,5-7 yılda ancak biter. Ömrümüz olursa bu süre beni bıktırmaz, sabırla yazabilirim. Ancak 3 günde, bir haftada, hatta bir gecede bir kitap bitirebilecek kadar hızlı okuyan genç okurlarımızı da düşünmek zorundayız. Bu romanı bu şekilde özellikle İnternet haber sitesinde yayınlamak, genç okurlarımızın canını sıkabilir diye düşündüm. Eğer günlük basılan bir gazete olsaydı ‘’ Arkası Yarın’’ formatında yayına devam edebilirdik.

Okurlarımızın hiçbir mesaja, işarete ihtiyacı yok. Ama Türkiye’deki yayıncı sektörünün, medya sahasının çok belirgin ve derin işaretlere ihtiyacı bulunmaktadır. Çünkü yüzlerce, bine yakın, belki de binden fazla kitap basım evi, kitap ve dergi yayıncısı, on binlerce gazeteci, yazar olduğu, her yıl toplam bin kitap basıldığı bilinen ve abartısız bir gerçektir. Ama bu kitaplardan sadece bir veya üç tanesi ön plana çıkmaktadır. Yazdıklarını beş defa üst üste okuduğunuz halde ne dediğini anlayamadığınız yazarlara politik, siyasi nedenlerle Nobel ödülleri ve başka uluslararası, ulusal ödüller verilmektedir.

Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter gibi fantastik romanları, ben veya başka bir sıradan birisi yazsaydı eğer, bu kitapları Türkiye’de hangi yayıncıya götürürseniz götürün, yayıncı ya sizi kovardı, ya kibarca reddederdi ve arkanızdan alay ederdi. Veya ‘’kusura bakmayın! Yayın kurulumuz, editörler heyetimiz bu kitabı yayıma layık görmedi!’’ derdi. Aslında ortada yayın kurulu, editörler heyeti var mıdır? Yok mudur? Tartışılır! Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter başarılı kitaplar mıdır? Bu okurların değerlendirme ölçülerine göre değişen göreceli bir saptamadır ve benim ölçülerime göre başarısızdır.

Başarılı kitap, başarılı film, başarılı oyun, başarılı şiir nedir? Nasıl olur? Bana göre ilk baskıdan başka baskısı bile yapılmaz belki. Belki yayıncı zarar eder. Filmi falan da yapılmaz. Ama okuyan birisini bir sayfa öyle bir güldürmüştür ki veya gözlerinden öyle hüzün yaşları gelmiştir ki, o sayfa ne zaman aklına gelse aynı şekilde hep güler veya hep ağlar. Yani okuyucunun yüreğine hitap edilen bir kitaptır. Yani okuyucunun ruhuna girilen satırlardır.

Kitap, sinema, tiyatro, edebiyat, basın sektöründe sadece para, makam, ün peşinde koşanlar, sadece sivrilmeyi hedef alanlar, bu başarıyı asla yakalayamazlar.

Günümüzde basın, medya organları veya araçları en önemli güçtür. Silahlı kuvvetlerden, polis teşkilatlarından, savcıların iddianamelerinden, avukatların savunmalarından, hakimlerin hükümlerinden, hatta yasalardan ve anayasalardan daha büyük bir güçtür. Bu güç bıçak gibidir. Basit ve yaygındır ama geçerli bir örnektir. Yemek yapmak, vurulduğunuzda bedeninizden kurşun çıkartmak, meyve soymak için de kullanılır, gırtlak kesmek için de kullanılır.2015 dünyasında bu bıçakların yüzde doksan beşi gırtlak kesmek için kullanılmaktadır. Üstelik zehirli, kara büyülü bıçaklardır bunlar!

Yüzde beş kutlu ve doğru nedenlerle bıçaklarını kullananlar yüzde doksan beş canilere karşı nasıl mücadele etsin? Bu sorular ve olası cevapları için yüzde doksan beş caniler benim muhatabım değildir. Benim muhatabım yüzde beş azınlıktır ve işaret, mesaj bırakmak istediğim işte bu yayıncılardır  ama cesur ve deli yayıncılardır.

Cesaret ve gözü kara anlamındaki ama bilinçli delilik mütevaziliği, kalenderliği de içinde barındırır. Yazarların teslim ettiklerini eğer içlerinde hakaret, suç, kişilere, kuruluşlara ve kurumlara veya milli, dini, kültürel değerlere saygısızlık içermiyorsa okurlarına taşımak zorundadırlar. Bu tıpkı eczaneden ilaç almak isteyen ve reçetesi olan bir müşteriye ilaç verme zorunluluğu gibidir.

Kitap, duygu ve düşünce satırlarıdır. Ayakkabı, giysi, iç çamaşırı, moda, mutfak eşyası, mobilya, araba, halı değildir. ‘’ Bu yakışır, bunu beğenmezler, bu uymaz!’’ diyemezsin. Her farklı kitapta her farklı ruha, yüreğe hitap edebilen satırlar mutlaka bulunur.’’ Yayınevimizin çizgisi elvermez!’’ lafları boş laflardır! Her yayınevinin iki çizgisi olmalıdır. Bir doğruları yaymak, iki gönül kazanmak! Bunun dışındaki çizgiler çizgi değil, karalamadır.

Genç ve hızlı okurlarımıza olan saygımdan dolayı kitabın İnternet haber sitesi üzerinden yayımı tamamlanmıştır. Roman elbette devam edecektir ama sessizce. Bitene ve basılana, yayılana kadar da genç okurlarımızın sabırları daha fazla zorlanmayacaktır.

10 bölümde olsa sabır gösterenlere teşekkür ediyorum.

Saygılarımla.

Vedat KUŞAKLI

[email protected]