AB ülkelerinde ve sosyaldemokrat hükümetlerin sorumlu olduğu ülkelerde 1 Mayıs günleri polis hep "alarm" halindedir. 1 Mayıs günleri "marjinal gruplar" olay çıkarmaya "bayılırlar". Çünkü bu sayede medyada kendilerinin "hatırlanmasını" sağlarlar.


Yüzleri maskeli elleri sopalı ve taşlı bir avuç saldırganlar "işçi sınıfının bayramını işçi sınıfının katılımı olmaksızın" kutlamaya özen gösterir.


1 Mayıs günleri "işçi bayramı" işçiler tarafından barışçıl bir şekilde kutlanırken, "işçi" olmayan ama "şiddeti mücadele yöntemi olarak meslek edinmiş olanlar" polisle çatışma ortamları yaratmak için ellerinden geleni yaparlar.


Her 1 Mayıs günü İstanbul'da da bunu izlemeye alışmadık mı?


Berlin'de de aynısını yaşarız.


Frankfurt'ta polis Avrupa Birliği Merkez Bankası'nı yine bu tarz "saldırganlardan" korumak için önlem almak zorunda kalmadı mı?


CHP Türkiye'de iktidarda olsaydı her tarafı kazılmış durumda bir Taksim Meydanı'nda binlerce kişinin biraraya gelmesine izin vermek mümkün olur muydu?


Elbette hayır! Peki o zaman "Türkiye'yi dünyaya niye şikayet ediyor? Sahip çıkması gerekmez mi?"


Ama CHP muhalefette olunca sosyaldemokratlar için çok kutsal bir konu olan "hukuk devletine sahip çıkmak" nedense bir anda unutulan bir "tabu" haline geliyor!


İstanbul'da "1 Mayıs'a" sahip çıkmak "1 Mayıs ile hiç bir ilgisi olmayanların şiddete başvurmasına sahip çıkmak" tavrını Berlin'de "şiddete başvuranlarla" mücadele eden bir sosyaldemokrat İç İşleri Senatörü'ne nasıl anlatılır bilmiyorum. CHP işte böyle bir çelişki içinde.


İstanbul'da "şiddeti savunanları" savunan bir parti konumunda.


Bugün CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Türkiye'de Barış Sürecine" yani "Kürt Sorunu'nun Çözümü'ne" hiç bir "çözüm önerisi" olmayan partinin başkanı olarak KKTC'de!


KKTC'de de "çözüm" çok önemli bir kavram.


İstanbul'da "1 Mayıs'ı terörize edenleri" savunarak onlara karşı hukuk devleti kurallarını uygulayanları yani "Hukuk Devleti Türkiye'yi" savunanları "dünyaya şikayet eden (!)" CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bu konuda KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ne konuşacak elbette sadece  biz değil, Türkiye kamuoyu da bunu çok merak etmekte!


Ayrıca CHP'nin "Kıbrıs'ta Çözüm" söz konusu olduğunda da "ne düşündüğünü" çok merak etmekteyiz.


AK Parti Hükümeti'ni desteklememekte. Bunu biliyoruz!


Sayın Eroğlu'nun bir sözcüsünden bildiğim kadarı ile KKTC Cumhurbaşkanı Türkiye'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tüm politikalarını "büyük bir sempati" ile desteklemekte.


Peki bu tavrını Sayın Kılıçdaroğlu ile buluştuğunda ona da "aynen anlatacak mı?".


Yaparsa seviniriz.


Hiç değilse "Sayın Kılıçdaroğlu bu konuda bilgilenmiş"  olur.


Kısacası bugün KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki görüşmede konuşulacak olanları ve ardından özellikle Sayın Eroğlu'nun açıklamalarını "pür dikkat" izleyeceğiz!